Osmanlı Dönemi Cami Kapısı
Osmanlı Dönemi 1485 tarihli Mehmet Paşa Camii'nin orijinal
kapısıdır. Kündekârî tekniğiyle iç içe geçmiş
kırık çizgilerden oluşan beşgen ve üzeri yıldız motifleriyle
bezeli çift kanatlı bir kapıdır. Klasik Osmanlı ahşap işçiliğinin
ender örneklerinden biridir. Bu bölümde 19. yy. Amasya sivil
mimarlık örneklerinden derlenen dolap kapakları ve şerbetlikler
yer almaktadır.
Üst Salon Teşhiri
Burası arkeolojik ve etnografik olmak üzere iki seksiyona
ayrılmıştır. Ayrıca arkeolojik seksiyonun son bölümünde
sikkelerin ve definelerin teşhir edildiği vitrinler yer
almaktadır.
Tunç Çağı Eserleri (M.Ö. 3500-2100)
Müzede bu çağı temsil eden eserler üç ayrı vitrinde teşhir
edilmiştir. İlk iki vitrinde, pişmiş topraktan yapılmış
siyah ve kırmızı renkli, iyi perdahlanmış ve bazılarının
üzeri yivle bezenmiş maden taklidi, kulplu ve kulpsuz küre
gövdeli, yuvarlak ağızlı, düz dipli, çanak çömlek ve testiler
yer almaktadır.
Amasya merkez Mahmatlar ve Merzifon Oymaağaç Köyü'ndeki
kazılarda çıkarılmış eserlerin tümü el ürünüdür.
Diğer vitrinlerde ise bronz hançerler, baltalar, kemik
iğne bizler, ağırşaklar ve damga mühürler teşhir edilmektedir.
Hitit Çağı (M.Ö. 1750-1200)
İki ayrı vitrinde teşhir edilmektedir.
Birinci vitrinde; gaga ağızlı süzgeçli, deve tüyü renkli
hamurlu, pişmiş topraktan testiler, çanaklar, kâseler
ve pişmiş topraktan yapılmış bir sunak sergilenmektedir.
İkinci vitrinde ise; bronz ve taş mühürler, pişmiş topraktan
boğa başları, insan figürleri, idoller ve değişik tipte
pişmiş topraktan ritonlar ile dini törenlerde kullanılan
üçlü kutsal kaplar teşhir edilmektedir.
Hitit Tanrı Heykelciği
Arkeoloji literatüründe "Amasya Heykelciği" veya
"Hitit Fırtına Tanrısı Teşup" olarak tanınan eser,
dünya arkeolojisinin ünik eserlerinden biridir.
Amasya merkez Doğantepe Beldesi'ndeki bir höyükte 1962
yılında tesadüfen bulunmuştur. Bronzdan, döküm tekniğiyle
yapılmış olan eserin bacakları kolları ve bazı parçaları
henüz bulunamamıştır.
Hitit İmparatorluk Dönemi kaya kabartmalarında yer alan
tanrı tasvirleri ile, özellikle Boğazköy (Hattuşaş) Yazılıkaya
açıkhava tapınağındaki tanrı kabartmaları ile benzerlik
gösterir.
Sivri külahlı, kısa etekli, öne doğru adım atmış vaziyette
duran, eserin mevcut bölümünün yüksekliği 21,5 cm., ağırlığı
ise 1.340 gr.dır.
Hitit İmparatorluk Dönemine (M.Ö. 1400-1200) ait olup
bulunabilen diğer metal heykeller içerisinde en büyük boyuttaki
insan heykelidir. Kalın kaşları, çukur gözleri, düzgün yivli
hatlarıyla ılımlı görünmekle beraber, güçlü ve mağrur bir
ifadeye sahiptir.
Urartu Çağı (M.Ö. 900-600)
Doğu Anadolu'da Van yöresinde yaşamış olan bu medeniyete
ait eserler, müzeye satın alma yoluyla gelmiştir. Vitrinde
stilize aslan başlı bronz bilezikler, bronz kaplar ve bir
adet kazan kulpu teşhir edilmektedir.
Frig Çağı (M.Ö. 850-600)
Anadolu'ya M.Ö. 1200 civarında kavimler göçü ile gelen Frigler
genellikle Hititlerin yaşamış olduğu bölgelerde hüküm sürmüşlerdir.
Başkentleri Ankara yakınlarındaki Gordion'dur. Müzede bu
çağın eserlerini; deve tüyü hamurlu, çarkta yapılmış, yonca
ağızlı, geniş gövdeli, tek kulplu düz dipli, üzeri krem
renk astarlı, kırmızı, kahverengi boya ile gövdeye paralel
bant şeklinde motiflerle bezeli eserler yanında özel günlerde
libasyon için kullanılan değişik hayvan tiplerindeki ritonlar
temsil etmektedir.
İskit Çağı (M.Ö. 6.YY.)
1970 yılında Gümüşhacıköy İlçesi, İmirler Köyü'nde yapılan
bir kazıdan çıkan eserlerdir.
Bir İskit süvarisine ait mezarda ele geçen, bir adet ikiye
bükülmüş demir kılıç, bronzdan yapılmış sap delikli harp
baltası, çok fazla miktarda mahmuzlu bronzdan söğüt yaprağı
şekilli ok uçları, at koşum takımına ait gem parçası ve
bir adet kabartma ile bir adet bronz orta boy çandan oluşan
buluntular teşhir edilmektedir.
Hellenistik Çağ (M.Ö. 330-29)
Bu çağa ait müzede teşhir edilen eserler arasında pişmiş
topraktan geniş ağızlı, düz kaideli, açık kiremit renk hamurlu,
çarkta yapılmış, çift ve tek kulplu tabaklar, testiler,
depaslar yanında üzerinde üzüm salkımı ve asma yaprağı motifi
ile kabartma olarak bezenmiş, bir kap ve geniş yayvan bir
tabak bulunmaktadır.
Bu bölümde pişmiş topraktan, içbükey ağız kenarlı, bombe
gövdeli, yuvarlak halka kaideli, çift kulplu, gövde üzeri
metoplara bölünmüş, içleri bej zemin üzerine kahverengi
ile ördek figürü işlenmiş bir eser yer almaktadır. Geometrik
şekillerle bezenmiş, geometrik çağa ait bir kâse ile
yuvarlak ağızlı, kısa silindirik boyunlu, gövde üzerinde
kırmızı figür tekniği ile işlenmiş, bir kuğu figürü tasviri
yapılmış olan pişmiş toprak testi de teşhir edilmektedir.
Roma Çağı (M.Ö. 29-M.S. 476)
Bu çağa ait eserler müzemizin en zengin koleksiyonunu oluşturmaktadır.
Beş ayrı vitrinde üç grup halinde teşhire sunulmuştur.
Cam Eserler
Roma Çağına ait cam eserlerin çoğunu ince uzun formlarıyla
gözyaşı şişeleri, koku kapları ve kâseler oluşturmaktadır.
Bu vitrinde yuvarlak ağızlı, kısa boyunlu, ince uzun, tabana
doğru daralan amphora tipli, çift kulplu, sarı renkli gövde
üzerine siyah, mavi ve kahverengi renklerle bezemeli kum
kalıbı tekniğiyle yapılmış (M.Ö. 7.yy.) bir eser de sergilenmektedir.
Roma Seramikleri
Çift ve tek kulplu testiler,değişik formlardadır.
Genellikle açık kiremit renk hamurlu ve kırmızı boyalıdır.
Bazılarının gövdelerinde ve kulp başlarında bezemeler mevcuttur.
Birbirinin benzeri yayvan şekilli, çanaklar da yer almaktadır.
Masklar
Pişmiş topraktan yapılmış, sadece yüz hatları işlenmiş,
ağızları şarkı söyler pozisyondaki tiyatrocu masklarıdır.
Kadın Ziynet Eşyaları
Altın,
gümüş ve camdan yapılmış, ziynet eşyalarının çoğunu yüzükler
ve küpeler teşkil etmektedir. Akik taşlı olan yüzüklerin
taşları üzerine insan ve hayvan figürleri işlenmiştir.
Küpeler şekil itibarıyla çok çeşitlidir. Bir kısmının
sarkaçlarına kıymetli taşlar yerleştirilmiştir. Bunların
yanında renkli camdan yapılmış bilezikler ve altından yapılmış
diademler de teşhir edilmektedir.
Bu bölümde 1988 yılında müzeye kazandırılan çift başlı
kuş figürü dizilerinden oluşan gerdanlık, bir çift küpe
ve Roma Dönemine ait bir yüzük yer almaktadır.
Bronz Kaplar
Bunlar tek kulplu, kulpsuz ve sadece kazan kulpludur. Dövme
ve dövme tekniğiyle günlük kullanım için yapılmış Roma Dönemi
eserleridir. Ayrı bir vitrinde ise, genel olarak çocuk mezarlarına
bırakılmış, ölü armağanı niteliğindeki bronz objeler sergilenmektedir.
Bilhassa boğa ve kartal heykelcikleri ile yılan figürü,
dikkati çeken eserler arasında yer almaktadır.
Kandiller
Hellenistik ve Roma Çağında aydınlatma aracı olarak kullanılmışlardır.
Pişmiş topraktan yapılmış bu eserler, çeşitli boy ve tiplerde
olup, genellikle kiremit renk hamurludurlar.
Sikkeler
Arkeolojik bölümün sonunda teşhir edilen sikkelerin çoğunluğunu
Hellenistik, Roma bronz sikkeleri ile Bizans Dönemi bakır,
Selçuklu Dönemi gümüş ve Osmanlı Dönemi altın sikkeleri
oluşturmaktadır ve kronolojik sıraya göre yerleştirilmiştir.
Son
iki vitrinde ise defineler teşhir edilmektedir.
Vitrinin birisinde Hellenistik Döneme ait bronz bir define
ve Roma İmparatoru Büyük Costantinus'un (M.S. 306-337) Döneminde
İstanbul ve Antakya'da darp edilen, dokuz değişik tipteki
1134 adet bronz sikkeden oluşan define ile, Bizans Çağına
ait bakır sikke definesi ve bakır Selçuklu defineleri teşhir
edilmektedir.
Diğer vitrinde ise Ortaçağ Avusturya Dukalığına ait sikkelerle,
İlhanlı ve Osmanlı Dönemi gümüş sikkeleri sergilenmektedir.
Bizans Çağı (M.S. 476-1453)
Bu devre ait eserler, arkeolojik seksiyonun son vitrininde
teşhire sunulmuştur. Burada tek kulplu krem renkli testiler,
bronzdan yapılmış kandiller, ağırşaklar, ziynet eşyaları,
taştan yapılmış kutsal ekmek damgaları, kurşun mühürler
ile 1992 yılında müzeye kazandırılan üç adet pişmiş toprak
çanak teşhir edilmektedir.
Bu eserler, kiremit renk hamurlu, yayvan geniş ağızlı,
içbükey gövdeli, yuvarlak halka kaidedir. İç ve dış yüzleri
uçuk sarı renklidir; astar üzerine tabağın merkezinde stilize
hayvan figürleri işlenmiştir. İç kenarlarında geometrik
yıldız ve kaligrafik süslemeler de bulunmaktadır. (M.S.
12-13. yy.)
Etnografik Eserler Seksiyonu
Bu
bölümde eserler cinslerine göre ayrı ayrı vitrinlerde teşhire
sunulmuştur. Salonun güneyinde tarım araç ve gereçleri,
iplik eğirme ve dokuma aletleri sergilenmektedir. Vitrinlerde
teşhire sunulan eserler ise şunlardır.
Mutfak Eşyaları
19.yüzyılda Osmanlı Döneminde kullanılan bakırdan yapılmış,
günün beğenisini yansıtan, üzerleri kazıma tekniği ile bezenmiş,
günlük kullanım için yapılmış, ibrikler, leğenler, bakraçlar,
taslar ve tencereler teşhir edilmektedir.
Kadın Ziynet Eşyaları
Gümüş, bafum ve kıymetli taşlardan yapılmış, Osmanlı kadınlarının
zarafetini ve beğenisini yansıtan, aksesuar ve takılar -bilezik,
akik kolye, yüzükler, tepelikler, gümüş örgü çanta ve kemerler-
sergilenmektedir.
Sedef Sandıklar
Bu vitrinde Osmanlı Dönemi sedef işçiliğinin nadir örneklerinden
olan ahşap üzerine beyaz renkli sedefler yerleştirilerek
çeşitli desenler işlenmiş sandıklar, allık kutusu, nalınlar
ve kaşıklar yanında çerçevesi sedef işlemeli Milli Mücadele
dönemindeki Atatürk ve silah arkadaşlarının portrelerinin
yer aldığı "Hatıra-i Zafer" panosu yer almaktadır.
Silahlar
Osmanlı Devri silahları eskiden yeniye doğru, tipolojik
olarak üç ayrı vitrinde teşhir edilmektedir. Ok, yay, topuzlar,
kamalar, kılıçlar, hançerler, baltalar, teberler, salık
ve şiş bastonlar, altın işlemeli çakmalı tüfekler, tabancalar,
boynuz ve metalden barutluklar, yağdanlıklar ve kurşun kalıpları
koleksiyonu tamamlayan eserlerdir.
Seramikler
Selçuklu Döneminden sigrafitto tekniğiyle yapılmış, üzerinde
kanatlı melek figürü bulunan bir kâse ile Osmanlı
Dönemi 17-19. yüzyıla tarihlenen üzeri sırlı, mavi beyaz
renkli, Kütahya, İznik, Çanakkale işi seramik tabak ve testiler
sergilenmektedir.
Astronomi Aletleri
Osmanlı Dönemi II. Beyazıt Külliyesi'nden getirilen bu eserler,
medresede astronomi eğitiminde ve muvakkithanede ezan vakitlerinin
ayarlanmasında kullanılmış, ahşap üstürlap, kiblenumalar,
pusula, yer küre ve astronomi aletleri teşhir edilmektedir.
Hamam Takımları
Osmanlı Dönemine ait hamam takımlarından kadife üzerine
sim işlemeli bohça, havlu ve peşkirler sedef ve gümüş kakmalı
nalınlar, kildanlık, kese ve hamam tası teşhire sunulmuştur.
Saatler
Bu bölümde altın ve gümüş muhafazalı kadranlar, mineli cep
saatleri yanında ahşap muhafazalı duvar saatleri sergilenmektedir.
Lambalar
Osmanlı Döneminde aydınlatma aleti olarak kullanılan mavi,
sarı ve kırmızı renkli camdan ve porselenden yapılmış gaz
lambalarıdır.
Çay, Kahve ve Sigara Takımları
Osmanlı Döneminde kullanılan çay ve kahve takımlarından,
kahve kavurma tavası, kahve değirmeni, cezve ve ahşap kahve
kutusu, fincan muhafazaları ve semaver yanında tütün takımları,
nargile, tütün tabakası, çakmak, ağızlık ve pipolar teşhir
edilmektedir.
Etnografya salonunun orta bölümünde değişik vitrinlerde
Osmanlı Döneminde kullanılan Amasya'ya özgü geleneksel sim
işlemeli bindallılar, gece kıyafetleri, cepken ve yelekler,
yöresel motiflerle dokunmuş, yün çoraplar, halı ve heybeler,
çeşitli tip ve boyutlarda para keseleri, sim işlemeli bohça,
peşkirler, yazmalar ve uçkurlar sergilenmektedir.
Şifa Tasları, Buhardanlıklar ve Muskalar
Bu vitrinde iç ve dış yüzeylerinde çeşitli duaların yazılı
bulunduğu şifa ve nazar tasları, buhardanlıklar, üzeri dua
yazılı sedefler, çeşitli boyutlarda gümüşten yapılmış, üzeri
savat tekniğiyle işlenmiş muskalık ve hamayiller, bronzdan
yapılmış çeşitli boyutlarda şamdanlar teşhir edilmektedir.
El Yazma Kuran-ı Kerim'ler
Bu vitrinde tezhipli el yazması Kuran-ı Kerim'ler, Padişah
tuğralı fermanlar, yazı takımları, divit, hokka, kağıt makası
ve divit muhafazası, Kuran-ı Kerim muhafazası ve ahşap rahle
sergilenmektedir.
Sancaklar
Etnografik salonun son bölümünde Sultan II. Beyazıt Camii'nden
getirilen iki adet sancak teşhir edilmektedir.
Küçük Sancak
Bu vilayet sancağının bir yüzünde Sultan Reşat tuğrası,
Osmanlı arması mevcut olup diğer yüzünde ise Kelime-i Tevhit
yazısı yer almaktadır.
Büyük Sancak
Besmele, Ayet-el Kürsi'nin tamamı, Fetih Suresinin başından
17. ayetin sonuna kadar olan kısmı atlas üzerine işlenmiş,
orta kısmında hilal içerisinde Besmele, Mümin Suresi ve
H. 1326 (M.1708) tarihi yer almaktadır. "İşkodra Sancağı"
ismiyle anılır.
Açık Hava Teşhiri
Müze binasının batısında bulunan müze bahçesinde Hitit,
Hellenistik, Bizans, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine
ait boyutları büyük olan taş eserler teşhir edilmektedir.
Doğantepe ve Esençay beldelerinden getirilen Hitit Kapı
Aslanları, Hellenistik ve Roma dönemlerine ait kitabeli
ve büstlü mezar stelleri, İon ve Korinth tarzında yapılmış
sütun başlıkları, anıtsal yapı parçaları, Roma Dönemine
ait mermer ve kireç taşından yapılmış asma dalı bezeli lahitler,
Bizans Dönemine ait mezar stelleri, kabartmalı lahitler,
mimari parçalar, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine
ait inşa kitabeleri, sanduka tipi başlıklı ve başlıksız
mezar taşları, pişmiş toprak erzak küpleri ve Sultan II.
Beyazıt Camii'ne ait 1939 depreminde yıkılan son cemaat
mahallinin orijinal sütun başlıkları sergilenmektedir.
Roma Kitabesi
Bahçe içerisinde türbenin batısında yer alır. Amasya Merkez
Yüzevler Mahallesi'ndeki bir inşaatın temelinde bulunmuştur.
Büyük bir yapıya ait kalker taşından yapılmış bir ithaf
kitabesidir. Bu Grekçe kitabe Pontus Eyalet başkanı tarafından
yaptırılmış ve Roma İmparatoru Alexander Severus ve annesi
İulia Mammia'ya ithaf edilmiştir.
Mil Taşları
Erba'dan, Esençay, Çakırsu, Yukarı Baraklı, Yassıçal, (Ebemi)
ve Zile'ye uzanan "Antik Roma Yolu" üzerinden ve Amasya'nın
değişik yörelerinde bulunmuş kilometre taşı olarak kullanılan
mermer mil taşları sergilenmektedir. Bu mil taşları içerisinde
Uygur Beldesi'nde in situ bulunan yuvarlak sütun şeklindeki
taşların üzerinde 21 rakam mevcut olup Roma İmparatorları
II. Contantinus ve Diocletianus ile eyalet yöneticilerinin
(vali) isimleri yazılıdır. Eserler M.S. 237-305 dönemine
aittir.
Mumyalar
Müze bahçesinde Sultan I. Mesud türbesi içerisinde altı
adet İlhanlı Dönemine ait mumya teşhir edilmektedir. Bu
bölüm müzenin en çok ziyaret edilen bölümüdür.
Mumyalar, Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar, Amasya Emiri
İşbuğa Nuyin, İzzettin Mehmet Pervane Bey, Cariyesi, erkek
ve kız çocuklarına aittir. Bunlar Amasya Burmalı Minare
ve Fethiye Camilerinin türbelerinden getirilmiştir.
KRAL MEZARLARI
Amasya
İli'nin birçok yerinde irili ufaklı olarak yapılmış olan
kaya mezarları Amasyalı tarihçi Strabon'un vermiş olduğu
bilgilere göre, Pontus krallarının mezarlarıdır. Strabon'un
sözünü ettiği, "Kızlar Sarayı" diye bilinen anıtsal
nitelikteki beş kaya mezarıdır. Buradaki kral kaya mezarları
şehre egemen bir noktada yapılmış ve varlıklarını günümüze
değin devam ettirmişlerdir.
Pontus hakimiyetine son veren Roma İmparatorluğu ve Bizans
İmparatorluğu döneminde bazı kaya mezarları birer şapel
olarak değerlendirilmişlerdir. Selçuklu ve Osmanlı Çağında
da çeşitli amaçlarla kullanılan kaya mezarları günümüzde
insanların ziyaretine sunulmuştur.
Kızlar Sarayı mevkiindeki kral mezarlarıyla şehrin 1 km.
dışında, ziyaret yolu üzerindeki Aynalı Mağara diğer kaya
mezarlarından gerek boyut, gerekse de biçim olarak ayrılmaktadır.
Bu eserler yöredeki diğer kaya mezarlarından farklı olarak
bulunduğu kaya blokundan ters U biçimli bir galeri ile ayrılmaktadır.
Diğerlerinde bu özellik pek görülmez, buradan yola çıkarak
diyebiliriz ki anıtsal olan bu kaya mezarları Pontus krallarına;
diğer küçük boyutlu ve daha basit olarak yapılmış olan kaya
mezarları da bir takım varlıklı kişiler ile kahinlere (din
adamlarına) ait olabilir.
HAZERANLAR KONAĞI (ETNOGRAFYA
MÜZESİ)
19.yüzyıl
geleneksel sivil mimari örneklerinden olan yapı, Amasya
defterdarlığı görevinde bulunmuş olan Hasan Talat Efendi
tarafından yaptırılmıştır. 1977 yılında Kültür Bakanlığı'nca
kamulaştırılıp restorasyonuna başlanmış ve bu çalışma 1979
yılında tamamlanmıştır. 1984 yılında teşhir ve tanzimi yapılarak
"Müze Ev" olarak hizmete sunulmuştur.
Konak
mimari açıdan geleneksel Türk sivil mimarisinin örnekleri
olan Safranbolu ve Kastamonu evleri tarzına uygun olarak
yapılmıştır. Haremlik ve selamlık olarak düzenlenmiş olan
konak, bodrum üzeri iki katlı, orta sofalı, dört eyvanlı,
köşe pahlı odalardan oluşmaktadır; hımış tekniğiyle yapılmış,
üzeri beşik çatılı, örtülü bir yapıdır. Konakta toplam 11
oda bulunmakta olup bu odalar Amasya'nın geleneksel eski
evlerinin dekorasyonu örnek alınarak teşhir ve tanzim edilmiştir.
Konağın bodrum katı Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
olarak hizmet vermektedir.
ALPASLAN MÜZESİ
Amasya İli, Taşova İlçesi, Alpaslan Beldesi Belediye Müzesi'nin
ilk çekirdeği 1964'te yöreden toplanan arkeolojik ve etnografik
eserlerle oluşturulmuştur. 1991 yılında Osmanlı Döneminden
kalma bir hamam müze olarak yeniden düzenlenmiş ve 1994'te
de Alpaslan Beldesi Belediye Müzesi olarak hizmet vermeye
başlamıştır.
Müzede
yörenin kültür ve medeniyet tarihine ışık tutan Eski Tunç,
Hitit, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine
ait seramik, bronz ve altın eserler sergilenmektedir.
Ayrıca yine yörede bulunan çeşitli fosiller sergilenmektedir.
Yöresel köy odası teşhirinde Selçuklu ve Osmanlı Dönemi
ahşap işçiliğini yansıtan örneklere yer verilmektedir.
Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne Dönüş
Amasya İline Dönüş