BURSA MÜZELERİ
Bursa'da ilk müze 1904 yılında dönemin Milli Eğitim Müdürü
Azmi Beyin gayretleri ile, Müze-i Hümayun'un şubesi olarak
Bursa Erkek Lisesi'nin bir bölümünde açılmış, burada toplanan
ve sergilenen eserler 1930 yılında Yeşil Medrese'ye taşınmıştır.
1972 yılında müzenin arkeoloji seksiyonu Kültürpark içerisinde
yapılan modern binaya "Arkeoloji Müzesi" olarak taşınmış,
Yeşil Medrese ise onarıldıktan sonra 1975 yılında "Türk
İslâm Eserleri Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır.
Bursa'da, Müze Müdürlüğü'ne bağlı olarak hizmet veren
altı adet müze bulunmaktadır.
ARKEOLOJİ MÜZESİ
1904
yılından 1972 yılına kadar Bursa Erkek Lisesi ve Yeşil Medrese'de
toplanan arkeolojik eserler, Kültürpark içerisinde yaptırılan
Arkeoloji Müzesi'ne taşınmış ve modern bir şekilde teşhir-tanzimi
yapılarak, 1972 yılında ziyarete açılmıştır. Halen bu binada
hizmet vermektedir.
Müzede M.Ö. 3.binden Bizans Devri sonlarına kadar olan
dönemde Bithynia ve Mysia bölgelerinde bulunmuş eserler
sergilenmektedir.
Salon I: M.Ö.3.bin yıllarına ait yortan kültürüne
ait pişmiş toprak mezar buluntuları ile M.Ö. 2.bin yıllarından
kalma kesici taş ve bronz el baltaları, Urartu bölgesinden
gelmiş pişmiş toprak kaplar, M.Ö. 1.bine ait Frig Dönemi
minyatür mabet örneği, bronz kaplar ve fibulalar tarihin
kesitlerinden bir mozaik oluşturmaktadır. Ayrıca müzenin
Antandros nekropolünde gerçekleştirdiği kurtarma kazısında
ortaya çıkarılan figürin, değişik formdaki kaplar ve süs
eşyalarından oluşan mezar buluntuları da önemli yer tutmaktadır.
Salondaki önemli eserlerden biri de Karacabey'in Şükraniye
Köyü'nde bulunmuş olan Greko-Pers mezar stelidir. M.Ö. 546'da
Anadolu'yu istila eden Pers Dönemine ait bu eser, ikisi
İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde olmak üzere dünyadaki üç örnekten
biridir.
Salon II: Roma Dönemine ait taş eserlerin yer aldığı
bu salonda M.S. 2.yüzyıl dolaylarına ait portre başlarının
yanı sıra, tanrılar tanrısı Zeus'un tasvirleri, kuvvetin
ve gücün temsilcisi Herakles'in Nemea aslanını boğduktan
sonra postunu koluna dolamış dinlenir durumdaki tasviri,
Anadolu'nun en eski bereket tanrıçası Kybele heykelleri
ile sağlık tanrıçası Asklepios'a adanmış sunaklar göze çarpmaktadır.
Salonun en önemli eserleri arasında bronzdan yapılmış "Savaş
ve Akıl tanrıçası" Athena büstü ile "Güneş Tanrısı" Apollon
bulunmaktadır.
Salon III: M.Ö. 8. yüzyıldan Bizans Devri sonlarına
kadar olan dönemin eserleri bu salonda sergilenmektedir.
Geometrik Dönemden başlayıp, Roma Dönemine kadar uzanan
değişik formdaki keramik kaplar kronolojik bir sıra ile
sergilenmektedir. Sergilenen eserler arasında Arkaik ve
Roma Dönemine ait pişmiş toprak figürinler, yine Roma Dönemine
ait bronz ve cam kaplar ile süs eşyaları, pişmiş toprak
kandiller, Bizans Dönemine ait gümüş, bronz ve pişmiş toprak
eserlerde bulunmaktadır. Yine bu salonda Roma Dönemine ait
altın süs eşyaları önemli bir yer tutmaktadır.
Aynı salonun asma katında ise Arkaik, Klasik, Hellenistik,
Roma ve Bizans Çağlarına ait altın, gümüş ve bronz sikkeler
sergilenmektedir.
Salon IV: Burada Balıkesir İli, Üçpınar Köyü'nde
bulunan tümülüsün 1/1 ölçülerindeki bir benzeri ve Akhaemenid
Dönemine tarihlenen at arabası buluntuları ile bu buluntulardan
hareket edilerek yapılan arabanın antik çağdaki örneği teşhir
edilecektir.
Açık Teşhir: Arkeoloji Müzesi'nin bahçesinde de
önemli taş eserler yer almaktadır. Türkiye müzeleri içerisinde
önemli bir yer tutan zengin stel koleksiyonu burada sergilenmektedir.
Ayrıca Bursa ve çevresinde bulunan lahit mezar örnekleri
ile çeşitli mimari parçalar görülmeye değerdir.
ATATÜRK MÜZESİ
Çekirge
Caddesi üzerinde bulunan binanın 19.yüzyılın sonlarında
yapıldığı tahmin edilmektedir. Köşk bodrum ve çatı katının
dışında iki katlıdır. Atatürk'ün Bursa'yı ikinci ziyaretinde
(20-24 Ocak 1923) Bursa Belediyesi bu binayı Miralay Mehmet
Bey'den satın alarak kendisine hediye etmiştir. Bundan sonra
Atatürk Bursa'yı ziyaretlerinde bu evde kalmış, 1938 yılından
sonra Bursa Belediyesi tarafından T.C. Emekli Sandığı'na
satılmış, 6.2.1968 tarihinde Emekli Sandığı köşkün kullanımını
Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne devretmiştir. 29 Ekim
1973 tarihinde Cumhuriyet'in 50.yılında müzeye dönüştürülerek
ziyarete açılmıştır.
I. Kat: Girişin sağında kabul salonu, solda yemek
salonu ile buraya açılan dinlenme odasından meydana gelmiştir.
II. Kat: Sağda yatak odası, solda çalışma odası
ve çalışma odasının sağ yan tarafından geçilerek limonluk
bölümüne ulaşılır. Bodrum kat, mutfak ve hizmet için kullanılmıştır.
Köşkün eşyalarının tamamına yakını Atatürk'ün kullandığı
orijinal eşyalardır.
MUDANYA MÜTAREKE EVİ MÜZESİ
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin siyasi alanda kazandığı
ilk başarısının göstergesi olan Mudanya Mütarekesi bu evde
imzalanmıştır.
Mudanya İlçesi merkezinde bulunan ev 19.yüzyıl sonlarına
tarihlenmektedir. Rus asıllı Aleksandır Ganyanof'a ait olan
ev, daha sonra Mudanyalı iş adamı Hayri İpar tarafından
satın alınarak onarılmış ve 1937 yılında Mudanya Belediyesi'ne
bağlı bir müzeye dönüştürülmüştür. 1959 yılında ise Eski
Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne devredilmiştir.
Bodrum ve çatı katının dışında iki katlı olan ahşap evin
birinci katında mütarekenin imzalandığı salon ve İsmet Paşa'nın
çalışma odası, üst katta İsmet Paşa ve yaverlerinin yatak
odaları yer almaktadır.
Mütareke döneminin eşyalarının korunduğu bu evde ayrıca
o döneme ait fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir.
MUDANYA TAHİR PAŞA KONAĞI
İki
katlıdır. Planı çok değişiklik geçirmiş, eski halini kaybetmiştir.
İkinci katta bulunan baş oda kalem işleri ile süslüdür.
Odanın iki cephesinde alt ve üst pencereler olup bunlar
renkli camlıdır. Duvar yüzeyleri malakari alçı süslemelerle
kaplıdır. Panoların içi çiçek motifleriyle süslenmiştir.
Odanın bir duvarını kaplayan yüklük de kalem işleri ile
süslenmiştir. Odanın dış kapısında 1138H./1725 M. tarihi
yazmaktadır.
TÜRK-İSLÂM ESERLERİ MÜZESİ
(YEŞİL MEDRESE)
İlk Osmanlı medreselerinden olan Yeşil Medrese, Sultaniye
Medresesi diye de adlandırılır. 1414-1424 yılları arasında
Yeşil külliyesi içinde I. Mehmed'in (Çelebi) emri ile mimar
Hacı İvaz tarafından yaptırılmıştır.
Plan itibarıyla Anadolu Selçuklularının açık avlulu (eyvanlı)
medreselerinin bir devamıdır. Yapı malzemesi olarak moloz
ve kesme taş ile tuğla kullanılmıştır. Yıldız tonoz ile
örtülü giriş eyvanından sivri kemerli bir kapı ve revaklı
avluya girilir. Avluyu üç taraftan çeviren revaklar sivri
kemerli olup, sondaki karşılıklı birer tanesi beşik tonoz,
iki yan eyvanın önündekiler çapraz tonoz, diğerleri ise
kubbeli tonoz ile örtülüdür. Revaklardaki sütun ve sütun
başlıklarının bir kısmı Bizans Devrine aittir. Revakların
arkasında 13 medrese odası, iki yan eyvan, tuvalet ve merdiven
boşlukları vardır. Medresenin ikinci bir katı olduğu söylenirse
de bu henüz ispat edilememiştir. Aynalı tonoz ile örtülü
medrese odalarında birer ocak da bulunmaktadır. Medrese
odalarının hizasındaki iki yan eyvan dilimli kemerlidir.
Girişin karşısında bulunan ve kare bir mekân gösteren
dershaneye iki taraflı merdivenle çıkılır. Kare mekândan
kubbe kasnağına istalâktitli pantdantiflerle geçilir. Kubbe
sekiz köşeli ve prizmatik Türk üçgenleri ile kaplı kasnak
üzerine oturur. Kasnağın her kenarının ortasına birer küçük
pencere açılmıştır.
Saçaklar kirpi saçak halindedir. Giriş eyvanındaki ahşap
saçak orijinal olmayıp sonraki tamir devrelerine aittir.
Külliyenin
diğer yapılarına göre medresedeki çini süsleme çok azdır.
Çini süslemelerde mozaik çini ve renkli sır teknikleri kullanılmıştır.
Giriş eyvanındaki ahşap kapı üzerinde bulunan yarım beşik
tonoz ve batı yan eyvanın tavanı çini kaplıdır. Tavanın
ortasında 20 köşeli bir yıldızdan gelişen geometrik motiflerle
süslü çini bir tavan göbeği bulunmaktadır. Medresenin diğer
çini süslemeleri dış cephede pencerelerin üzerinde bulunan
sivri kemerlerin aynalarını dolduran üçgen, kare ve diğer
şekillerdeki küçük firuze çinileridir.
Medrese çeşitli devirlerde tamir geçirmiş 19.8.1902 tarihinde
Erkek Lisesi'nde açılan Bursa Müzesi 8.4.1930 tarihinde
buraya nakledilmiştir. 1955 yılında tamir dolayısıyla ziyarete
kapatılmış, yeni teşhir ve tanzim ile 1 Ekim 1956 tarihinde
yeniden ziyarete açılmıştır. Son olarak 1972 Mart ayına
kadar tekrar onarıma tabi tutulan medrese 22 Kasım 1975
günü Türk-İslâm Eserleri Müzesi olarak bugünkü şekli
ile ziyarete açılmıştır.
Medrese Türk-İslâm sanatının üstün özelliklerini
taşıyan 12.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar tarihlendirilmiş çeşitli
eserler sergilenmektedir.
Batı Yan Eyvan
İki yan eyvanlarda teşhir edilen seramikler kronolojik olarak
vitrinlere yerleştirilmişlerdir. 12-13. yüzyıl Selçuklu
sırsız seramikleri ile yine Selçuk sırlı Rakka seramikleri
ve çok nadir olan minai tekniğiyle yapılmış 12. yüzyıla
ait çift kulplu bir vazo bu grubun güzel örnekleridir.
Osmanlı seramik gruplarının tümünün yer aldığı seksiyonda;
İznik'te yapılmış ve Milet işi diye adlandırılan 14. yüzyıla
ait kırmızı hamurlu seramikler, 15.yüzyıla ait mavi-beyaz
seramiklerin en nadide örnekleri, yine 15.yüzyıl Haliç işi
denilen küçük çiçek ve ince spiral kıvrımlarla süslü seramikler,
16.yüzyıl Şam grubu olarak adlandırılan buğulu renklerin
hakim olduğu bir kadeh ve tabak, 16. ve 17. yüzyıl mercan
kırmızısının görüldüğü Rodos grubu seramiklerinden tabak
sürahi ve maşrapalar teşhir edilmektedir.
I. Oda
Karagöz sanatının çağımız üstatları Hayali Küçük Ali ve
Hayali Osman Sözen'in yapıtları olan karagöz figürleri bu
odada sergilenmektedir. Karagöz sanatında Türk halkının
mizah gücü sahneye konmuş, konular daima yaşanmış cemiyet
olaylarından alınmıştır.
Aynı odada tığ, şiş ve iğne ile yapılmış, içine konacak
cisme göre "para, mühür, saat, tütün" kesesi olarak adlandırılan
keseler teşhir edilmektedir. Ayrıca sim, inci, tırtıl ve
boncuklarla işli atlas ve kadife gibi kumaşlardan yapılmış
keseler de bulunmaktadır.
Keselerin bulunduğu vitrinlerin bir tanesinde ağızlık,
nargile, tütün kutusu gibi keyif eşyaları, diğer vitrinde
ise gümüş köstekler ve saat örnekleri teşhir edilmektedir.
II. Oda
Ahşap üzerine motifler oyularak içlerine fildişi, sedef,
bağa parçaları gömme sanatı Ortaçağlardan itibaren uygulanmış,
özellikle Osmanlılarda büyük bir gelişme göstermiş, 18.yüzyıldan
sonra önemini kaybetmiştir. Bu odada bu sanata ait çeşitli
kutular ve sehpalar teşhir edilmektedir.
Aynı odada teşhir edilen kapı tokmakları ahşap kapılarda
kullanılırdı. Demir ve pirinçten yapılan kapı tokmakları
kullanıldıkları yere göre şekil alırlar. Halka, sarkık,
kulp, yılan, kuş gibi. Halka şeklindeki tokmaklar genellikle
evlerde, yılan şeklindekiler kalelerde, "Yâ Hafız, Yâ Fettâh"
yazılı olanlar da camilerde kullanılmıştır.
Ayrı bir vitrinde teşhir edilen alemler, bakır, tombak
ve pirinçten yapılmıştır. Genellikle stilize edilmiş palmet,
damla ve daire şeklinde olup bazılarının üzerinde ay motifi
vardır. Üzerleri çeşitli yazılar ve nebati motiflerle süslüdür.
Ayrıca bu odada bir vitrinde çeşitli anahtar ve kilitler
de teşhir edilmektedir.
Dershane
Binanın tek büyük salonu olan dershanede çeşitli eserler
sergilenmektedir. Bunlar arasında yazmacılık sanatından
örnekler (yemeniler, kenarları sırma işli Bursa işi yağlıklar,
bohçalar) ve yazma kalıpları bulunmaktadır. Kumaşın üzerine
elle resmedilerek veya tahta kalıplarla basılarak desenlendirilmesine
"yazma" denir. Yazmacılık ülkemizde bir halk sanatı olarak
doğup gelişmiş ve en güzel örneklerini 16-17-18. yüzyıllarda
İstanbul yazmaları ile vermiştir.
Müzenin zengin işleme koleksiyonunda bazı parçaların sergilendiği
vitrinlerde bulunan yatak takımları, bohçalar, uçkur, kuşak,
yağlık ve peşkirler Türk işleme sanatının bütün tekniklerini
içermektedir.
Orta Asya'da doğan işlemecilik Türkler ile batıya geçmiştir.
Türk işleme sanatının en güzel örnekleri 16.yüzyılda görülmüş,
18. yüzyıl sonuna kadar süren işlemelerin yerini 19. yüzyılda
sırma ile işlenen ve "dival işi" diye adlandırılan işlemeler
almıştır.
Maden sanatının bir kolu olan süs eşyaları arasında altın
ve gümüş kemerler, kemer tokaları, bilezik, yüzük, küpe
ve tepelikler ile gümüş ve ahşap arkalıklı aynalar yer almaktadır.
Aynı salonda bir vitrinde gümüş kakmalarla süslenmiş insan
figürleri ve burçları tasvir eden 12-13.yüzyıl tunç Selçuk
şamdanları ile kitabeli bir Memlük şamdanı, şerbet kazanı
ve avize sergilenmektedir.
Türk maden sanatının en gelişmiş kollarından biri olan
silahların üzeri altın, gümüş, fildişi kakmalarla süslenmiş,
bilhassa Osmanlılar Devrinde silahları işleme sanatı zirveye
ulaşmıştır. Bu salonda teşhir edilen silahlar içinde kesici
silahlardan 18. yüzyıla ait eğri tabanlı ve hareli madenden
yapılmış iki kılıç 17., 19.yüzyıllara ait yeniçerilerin
kullandığı yatağanlar, Kafkas ve Osmanlı kamaları; vurucu
silahlardan topuz, şeşper; ateşli silahlardan 17. yüzyıla
ait fildişi kakmalı tüfekler ile 18-19. yüzyıllara ait altın
bezeme ve gümüş kakmalı çakmaklı tabancalar; maden ve ahşap
barutluklar bulunmaktadır.
Diğer bir vitrinde 17. yüzyıl İran silahları sergilenmektedir.
Bunlar süsleme itibarıyla aşırı zengindirler, kabartma olarak
yapılmış insan, hayvan figürleri ve nebati motiflerle süslenmişlerdir.
Yer yer altın bezemede kullanılmıştır. Müzemizdeki kalkan,
miğfer, kılıç ve kamalarda da bu tip süslemeler görülmektedir.
Bir diğer vitrinde çeşitli madenlerden yapılmış gülabdan
ve buhurdanlar teşhir edilmektedir.
III. Oda
Bu odada gümüşten yapılmış ve çoğunluğu telkârî işlemeli
olan çeşitli fincan zarfları, porselen ve lüle fincanlar,
kahve güğüm ve değirmenleri ile ahşap kahve soğutucuları
bulunmaktadır.
Aynı odada Türk maden sanatının çeşitli örneklerinden
olan salep ve şerbet güğümleri ile bir vitrin içinde çeşitli
bronz havanlar ve sedef kakmalı bir dibek teşhir edilmektedir.
IV. Oda
Türk maden sanatının ve Türk mutfağının zenginliklerinin
birleşmesinden doğan madeni Türk mutfak eşyaları çeşit ve
süsleme bakımından çok zengindirler. Mutfak eşyalarının
bulunduğu bu odada Osmanlı Devrine ait çeşitli yemek kapları,
siniler, ibrikler ile ağaç, kemik, sedef ve bağadan yapılmış
kaşıklar ve Timurlu Devrine ait üzeri yivli ve ejder kulplu
bir kap bulunmaktadır.
Doğu Yan Eyvan
Bu eyvanda 18-19. yüzyıl Kütahya seramiklerinin yanı sıra
çeşitli cam eşyalar ve kumaşlar teşhir edilmektedir.
Cam eşyalar arasında gülabdan, laledan, şekerlik, daldırma,
bardak, tabak ve ibriklerin yanında üzeri kitabeli Suriye
işi bir sürahi bulunmaktadır. Diğer vitrinde teşhir edilen
19.yüzyıl Beykoz işi opal iyi şamdan ve bir ibrik ile üç
adet çeşm-i bülbül baston müzenin gözde eserleri arasındadır.
Aynı yerde Bursa işi kadife kumaşlar ve Yeşil türbenin
kapı perdesi teşhir edilmektedir. Türk kumaşları içinde
ayrı bir yeri olan Bursa kadifeleri en güzel örneklerini
16.yüzyılda vermiş, 17. yüzyılda bir duraklama devri geçirip
18.yüzyıl sonunda diğer sanat kolları gibi gerileyip bozulmuştur.
V. Oda
Bu odada dergâh eşyaları sergilenmektedir. Dergâhlar
camilerden ayrı yerlerde inşa edilir, içinde çeşitli bölümler
bulunurdu. Dergâh ve tekkeler tarikat evleridir. Tasavvufa
dayanan bu tarikatların kendilerine mahsus merasimleri,
ibadetleri, itikatları, felsefeleri, eşya ve rütbeleri vardır.
VI. Oda
İslâmiyette
figürlü resim yerine yazı üzerinde sanatı bu yüzden çok
gelişme göstermiştir. Yirmiden fazla yazı üslubu olduğu
kaynaklarda belirtilir. En çok kullanılan yazı şekilleri
olarak kufi ve sülüs çeşidi ile birlikte nesihi sayabiliriz.
Türk-İslâm sanatında yazıdan başka kitapları süsleme
sanatı da çok gelişmiştir. Kitap sayfalarını altın yaldız
ve renkli motiflerle süsleme sanatına tezhip denilir.
Müze el yazma kitap ve levhalar bakımından oldukça zengindir.
Bu odada teşhir edilen Memlük Sultanı tarafından I. Beyazıd'a
(Yıldırım) hediye edilen Kuran-ı Kerim müzenin en nadide
eserlerindendir. 356 sayfadan ibaret olup, sülüs yazı ile
yazılmıştır ve çok zengin tezhiplidir.
Kitapların içi kadar dış süslemesi de önemlidir. Kitapları
ciltleme (ciltçilik) sanatı Osmanlılarda da çok gelişmiş
ve en güzel örneklerini 16. yüzyılda vermiştir. Cilt örneklerinin
bulunduğu vitrinde bunların yanı sıra rahle ve gümüş cüz
kapları da sergilenmektedir.
Bu odada ayrıca bir vitrin içinde yazı takımları, kalemtıraş
ve makaslar ile ayrı bir vitrin çeşitli pirinç şamdan ve
fenerler bulunmaktadır.
VII. Oda
Türklerin yaşamında hamamın yeri büyüktür. Çeşitli hamam
adet ve eğlenceleri vardır. Kaplıcalar şehri olan Bursa'da
ise hamam ve hamam eşyalarının ayrı bir yeri olduğu gibi,
havlu dokumacılığı da bu şehrin eskiden beri önemli sanatlarından
biri olmuştur.
Bu odada eski bir havlu tezgâhının yanı sıra sim ve ipek
işli çeşitli havlu ve havlu takımları, gümüş ve sedef işli
takunyalar, hamam tasları, malzeme kutusu ve fildişi taraklar
teşhir edilmektedir.
Şark Odası
Müzede bir şark odası düzenlenmiştir. Belirli bir devir
özelliği göstermeyen bu odada, eski bir Türk odasının nasıl
olabileceği ve ne gibi eşyaların bulunacağı gösterilmiştir.
Ayrıca tavan ahşap kaplanmış, çıtalarla bölünmüş ve ortasına
müzenin eserleri arasında bulunan eski bir tavan göbeği
konmuştur.
Müzenin avlusunda iki pencere vitrini içinde 19-20. yüzyıla
ait Çanakkale seramikleri ile iki büyük şamdan, ayrıca daha
öncede müzemize birçok eser kazandıran Fransız koleksiyoncu
Joseph Soustiel tarafından hediye edilen üzerinde III. Selim'in
portresi bulunan renkli kalem işi süslemeli bir sandık ve
II. Mahmud'un tuğrası bulunan Edirnekâri, kabartmaları yaldızla
boyalı ahşap bir beşik teşhir edilmektedir.
Sikke Seksiyonu
Sikke madeni para demektir. Türk-İslâm Eserleri Müzesi'nin
zengin bir İslâmi sikke koleksiyonu bulunmaktadır.
Altın, gümüş, bakır sikkelerden oluşan koleksiyonda tüm
Osmanlı padişahlarına ait sikkelerin yanı sıra beylikler,
Selçuk, İlhanlı, Memlük, Abbasi, Emevi, Sasani ve diğer
İslâm devletlerinin sikkeleri bulunmaktadır.
Yalnız Darphane'de ve müzemizde bulunan II. Beyazıd'ın
"Sultan el-Berreyn ve Hâkan el-Bahreyn el-Sultan bin sultan"
ibareli altın sikkesi nadir Osmanlı sikkelerindendir.
YENİŞEHİR ŞEMAKİ EVİ MÜZESİ
Bursa'ya
55 km. uzaklıktaki Yenişehir İlçesi merkezinde bulunmaktadır.
İran'ın Şemah kasabasından Anadolu'ya gelerek Yenişehir'e
yerleşen Şemaki ailesi tarafından tahminen 18.yüzyılda yapılmıştır.
İki katlı evin zemin katında taşlık, sağında mutfak ve kiler,
solunda iki kışlık oda bulunmaktadır.
Mutfak duvarına bitişik ahşap merdivenlerle üst kata çıkılır.
Bahçeye bakan ön cephe revak şeklinde kemerli bölümlerle
dışa açılmaktadır. Solda eyvanlı sofaya açılan bir baş oda,
sağda biri büyük, diğeri küçük iki oda bulunmaktadır. Evi
süsleyen nebati motifli ve manzara dekorlu kalem işleri
19.yüzyıla aittir.
Bahçede bulunduğu söylenen hamam kısmı bugün yoktur.
17. YÜZYIL OSMANLI EVİ MÜZESİ
Muradiye semtinde II. Murad Külliyesi'nin karşısında bulunan
evin yerinde evvelce Sultan II. Murad'ın bir köşkü olduğu
sanılmaktadır. Bugünkü ev plan ve süslemeleri bakımından
17. yüzyıl özelliklerini taşımakta olup, Bursa'da halen
ayakta kalan en eski ve en güzel evlerden biridir. Bahçe
içinde bulunan iki katlı binanın iki kat planı da aynıdır.
Bahçeye açılan eyvanlı bir sofa ile eyvana açılan sağda
ve solda birer odadan oluşan planda alt kat odaları alçak
tavanlı kışlık odalardır. Üst katta baş oda diye adlandırılan
odada kalem işi bitki ve çiçek motifleriyle süslü şahane
ahşap dolap, geometrik süslü ahşap tavan ve altıgen tavan
göbeği zarif görünüşleri ile 17. yüzyıl süslemelerinin özelliklerini
göstermektedir.
Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne Dönüş
Bursa İline Dönüş