Türk Oyaları
El sanatları,
insanoğlu var olduğundan beri tabiat şartlarına bağlı olarak
ortaya çıkmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak, örtünmek
ve korunmak amacı ile ilk örneklerini vermiştir. Daha sonra
gelişerek çevre şartlarına göre değişimler gösteren el sanatları,
ortaya çıktığı toplumun duygularını, sanatsal beğenilerini
ve kültürel özelliklerini yansıtır hale gelerek "geleneksel"lik
vasfı kazanmıştır.
Elsanatları
bir milletin kültürünü temsil etmekte ve tanıtmaktadır.
Bu nedenle eş sanatları ürünleri de o ülkenin kültürel kimliğinin
en canlı belgeleridir. Bir ülkenin gelenek ve göreneklerinin,
yaşama biçiminin kuşaktan kuşağa aktarılmasında, gelişerek
devam etmesinde en büyük rolü yine el sanatları oynamaktadır.
Bu nedenle bütün milletler el sanatlarına önem vermekte
ve geçmişten geleceğe uzanan bir kültür hazinesi olarak
korumaktadır.
Anadolu, sahip
olduğu el sanatlarının çeşitliliği ve üretim miktarının
zenginliği bakımından bir çok el sanatı ürününün yapıldığı
ve dünyaya tanıtıldığı önemli bir uygarlık beşiğidir.
Türk insan zevkini,
estetiğini, duygusallığını, hoşgörüsünü, pratikliğini üretmiş
olduğu el sanatları ile yansıtmaktadır. Kilimi, çorabı,
oyası, işlemesi vb. gelenek görenekleriyle birleşen geleneksel
türk el sanatlarının mükemmel örnekleri, Türk insanının
yüreğinden kopup gelen ürünler, sanatta inanılmaz güzelliklerin
anlatıldığı belgelerdir.
El
sanatlarımızın zarif örneklerinden olan oya, değişik kaynaklarda:
"Oya ince bir dante olarak tarif edilebilir.",
"Oya, kadın çamaşır ve esvaplarının vesair bazı şeylerin
(boy yemenilerinin, çevrelerin) kenarlarına iğne ile yapılan
veya yapılmış hazır alınarak dikilen ipek veya iplikten
örgü, oymalı süs", "Renkli bir ibrişimden iğne
ile çiçek veya yaprak şekillerinde örülen işlemenin adı",
"Oya; bir tür dantel. Türkiye'ye özgüdür. Normal dantelin
iki boyutluluğuna karşılık, oya üç boyutlu biçimde de örülebilir.
Kumaşlara kenar süs olarak işlenir.", "Oya, süslemek
ve süslenmek amacı ile yapılan ve tekniği örgü olan bir
sanattır." şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımlardan
hareketle kısaca oyayı: iğne, mekik, tığ, firkete gibi aletlerle,
ipek pamuk vb. ipler ve bazen pul, boncuk vb. yardımcı malzemeler
de kullanılarak yapılan bir el sanatıdır diye tanımlamak
mümkündür.
Türk danteli
olarak adlandırılan oyanın benzetildiği örgülerden dantel
Avrupa'da 16. yüzyılda tanınmıştır. 1594 yılında dantel
olarak Fransız Akademi Lugatına girmiş ve batı dillerinde
de bu adla tanınmaktadır.
Bu
örgülerin Avrupa'da ortaya çıkışında ve kökeni ile ilgili
araştırmaların sonucunda bazı örgü adlarının ege masallarında
geçtiği, 1905'de Menfiz kazılarında bulunan eski örneklerden
de sanatın M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzandığı tesbit edilmiştir.
Bazı kaynaklarda da iğne ile yapılan örgülerin 12. yüzyılda
Anadolu'dan Yunanistan'a ve oradan da İtalya yoluyla Avrupa'ya
geçtiği belirtilmektedir. Oya hakkında bugüne kadar yeterli
araştırma yapılmamıştır. Kaynaklarda oya benzeri bir örgüye
rastlanmamakta, doğu ve batı ülkelerinin dillerinde oya
kelimesine tesadüf edilmemektedir.
Anadolu kadını
duygularını renklere ve oyaya dönüştürmektedir. Oyalarımız,
bölgeden bölgeye değişen zevklere göre biçimlenmekte ve
özgün isimler almaktadır. İsimleri yöreden yöreye değişmekle
birlikte şehirden şehire dolaşan, anonim oyalar ortak isim
almaktadır.
Günümüzde Anadolu'da:
tığ, iğne, mekik, firkete gibi araçlarla uygulanan oyaların
ya bordür ya da bir motif olarak tasarlanmış olanları, kullanılan
araç doğrultusunda ve tekniklere göre değişik adlar almaktadır:
İğne Oyaları
Tığ oyaları
Mekik Oyaları
Firkete Oyaları
Koza Oyaları
Yün Oyaları
Mum Oyaları
Boncuk Oyaları
Kumaş Artığı Oyaları
Adana ve İçel Boncuk Oyaları
El Sanatlarına Dönüş