İnegöllüler askerliği hayatın ayrılmaz
bir parçası sayarlar. Askerlik yapmayanı, evlenip yuva
kurmayanı adamdan saymazlar.
Askerlik çağına gelen delikanlıyı
askere gideceği günden iki ay önceden serbest bırakırlar.
Bu iki ay boyunca onun gezip eğlenmesine izin verirler.
Asker adayı, son haftası boyunca tüm
akraba, komşu ve dostlarını gezer, onlarla vedalaşır,
“askere gidiyorum, hakkınızı helal edin, Allahısmarladık”der.
Elleri öpülen büyükler, kendisine armağanlar verirler,
güle güle gidip gelmesini dilerler. Arkadaşları ise
davul zurnalar eşliğinde gece gündüz şenlikler yaparak
onu eğlendirirler.
Askere gidiş günü tüm adaylar Türk
bayrakları altında, davul zurnaların eşliğinde, arkadaşlarının
ellerinde havaya atılarak yolcu edilirler. Bazen mevlidler
okunur, toplu dualar yapılır, yollarının açık olması
Allah’tan dilenir. Asker adaylarına askerliklerini iyi
yapmaları, komutanlarını dinlemeleri öğütlenir.
Askerlik süresince oğlandan gelen
asker mektupları yırtılıp atılmaz, yakılmaz, görünmeyen
yere asılmaz. Bunun tersi bir davranışın oğlana uğursuzluk
getireceğine inanılır.
Askerlik dönüşü ise aile tarafından
un helvası yapılır, tüm akrabalara, komşulara ve dostlara
dağıtılır. Böylece askerliğin tamamlanmış olduğu cümle
aleme duyurulmuş olur. Bundan sonra ise tüm akrabalar,
komşular, dostlar oğlanın evine gözün aydın kutlamasına
gelirler. Böylece delikanlı yeni bir yaşama geçmiş,
yani adamlık yolunda önemli bir engeli aşmış olur.
Örf, adet, gelenek ve göreneklere Dönüş