İnegöl’de eski loğusalık gelenekleri
az çok değişmiş olmakla birlikte günümüzde de sürdürülmektedir.
Bu geleneğe göre bebeği olan kadına “Loğusa” adı verilir.
Loğusa olan kadınlar doğumdan sonra
kırk gün yataktan kalkmazlar, dışarı çıkmazlar, aynaya
bakmazlar ve evde herhangi bir işe el sürmezler. Loğusalığın
kırkıncı günü bebekle birlikte yıkanırlar. Bebeğin yıkanmasından
sonra bebek gezdirmesi başlar. Buna “Kırk Uçurma” denir.
Loğusa anne ayrı yaşıyorsa önce kayınvalidesine, ardından
kendi annesine giderek ellerini öper. Kayınvalidesiyle
birlikte oturuyorsa gezmeyi birlikte yapar.
Anneye gitti her yerde sütünün bol
olması dileğiyle önce yarım bardak su verilir. Anne,
kendisine verilen suyun tamamını içmek zorundadır. Su
ikramının ardından kendisine yiyecek sunulur. Bebeği
her görenin ona yumurta, mendil, para gibi armağanlar
vermesi adettendir.
Bebek gezdirmesi işi çeşitli günlerde
komşulara, dost ve akrabalara gidilerek sürdürülür.
Her gidilen yerde aynı adetler yapılır. Ancak, anne
loğusalığının kırkıncı gününden sonra sokağa çıkabilir.
Annenin loğusalık günlerinde ise akraba,
komşu ve dostları tarafından anneye süt, yoğurt, sütlaç,
tatlı gibi yiyecek maddelerinin ve hediyelerin götürülmesi
bir adettir. Götürülen yiyeceklerden önce annenin yemesi
ya da tatması gerekmektedir. Bu yapılmazsa annenin sütünün
kesileceğine inanılmaktadır.
Loğusalık süresince annenin dışarı
çıkması da uygun görülmemektedir. Anne dışarı çıktığı
takdirde uğrayabileceği düşünülmektedir. Anneyi çarpılmaktan
korumanın yolu onun dışarı çıkmamasındadır.
Annenin sağlığının bozulması halinde
doktor eve getirilerek gerekli önlemler alınır.
Bebekler, büyük özen gösterilerek
bakılır. Onlar, sık sık banyo yaptırılarak temizlenir.
Tırnaklarını ise altı aylık olmadan kesmezler. Bebek
kız çocuğu ise altı aylık olunca ellerine törenle kına
yakılır, kına yakıldıktan sonra tırnakları kesilir.
Bundan sonra tırnaklar uzadıkça kesilir. Bebek oğlan
çocuğu ise altıncı ayında ellerini büyüklerinden birisinin
cebine sokarlar, ne kadar para alabileceğine bakarlar,
tırnaklarını ondan sonra keserler, bu olaydan sonra
tırnakların bir daha uzamasına izin vermezler.
Bebeğin dişi çıkınca “Diş Buğdayı”
yaparlar. Dış buğdayı, kaynatılmış buğdayın şekerle
harmanlanarak çerez haline getirilmiş biçimidir. Diş
buğdayının yanına satın alınan çerezler de konur, bebeğin
dış çıkarması olayı aile bireyleri, akrabalar, dostlar,
komşular bir araya gelerek gülüş cümbüş içinde kutlanır.
Aynı eğlenceler bebeğin yürümesinde
de yapılır. Bütün bu geleneklere “Loğusalık Gelenekleri”
adı verilir.
Örf, adet, gelenek ve göreneklere Dönüş