Denizkaplumbağaları
yaklaşık 95 milyon yıldan beri dünyamızda yaşamaktadırlar.
Ataları, yıllar önce, dinazorların yaşadığı devirde deniz
ortamına geçmiş dev kara kaplumbağalarıdır. İlk deniz kaplumbağaları
bugünkülere pek benzemiyorlardı. Değişimleri milyonlarca
yıl sürmüş ve ayakları yüzgeç şekline dönüşmüş, ağır ve
kocaman gövdeleri yassılarak daha hafif ve su yaşamına elverişli
bir biçim almıştır. Dinazorlar ve dev kara kaplumbağaları
tamamen yok olmuşlardır; bugün ancak müzelerde fosillerini
görebilmekteyiz. Fakat denizkaplumbağaları nasıl olduysa
yaşamlarını sürdürebilmişlerdir. Bunların yedi değişik türü,
dünyamızı çevreleyen sıcak ve ılıman okyanuslarda hâlâ yüzmektedirler.
Dişilerin karaya çıkarak yuva yapıp yumurtladıkları kısa
devreler dışında, bütün hayatlarını suda geçirirler. Denizkaplumbağaları
denizi balıklarla, balinalarla, diğer deniz yaratıklarıyla
ve bizlerle paylaşırlar. Ülkemiz sularında bu türlerden
sadece iki tanesi yaşar: Sini Kaplumbağası
(Caretta caretta) ve Yeşil Kaplumbağa (Chelonia mydas).
Yeşil Kaplumbağa (Chelonia mydas)
Kristof
Kolomb Yeni Dünya’yı keşfettiği zaman Karaib Denizi’nde
milyonlarca denizkaplumbağası bulunuyordu. Kolomb ve onu
onu takip eden diğer kâşifler, tüccarlar, sömürgeciler ve
korsanlar özellikle bir tür denizkaplumbağasının etinin
lezzetli olduğunun farkına vardılar. Bu kaplumbağa tamamen
kahverengi olup, boyu 1 metreye, ağırlığı ise 136 kilograma
kadar ulaşabiliyor ve kıyıya yakın sığ sularda yetişen deniz
otlarıyla besleniyordu. Denizciler bu uysal hayvanı kolayca
avlayabiliyorlardı. Onu, kabuğunun üzerine sırt üstü devirip
savunmasız hale getirdikten sonra yüzgeçlerini bağlayıp
taze ete ihtiyaçları olduğu zaman öldürmek üzere gemilerine
götürüyorlardı. Bu kaplumbağa, vücudundaki yağın rengi yediği
ottan dolayı yeşil olduğundan “yeşil kaplumbağa” diye isimlendirilmiştir.
Otla beslenen tek denizkaplumbağası türüdür. Yüzyıllar sonra
günümüzde de yeşil kaplumbağalar hâlâ avlanıp, öldürülmekte
ve sayıları gün geçtikçe azalmaktadır.
Sini Kaplumbağası (Caretta caretta)
Sini
kaplumbağası yeşilden biraz daha ufaktır. Ağırlığı 135-180
kilogram arasında değişer. Yengeç ve başka deniz hayvanlarıyla
beslenir. Bu kaplumbağa mercan yuvaları ve kayaların yakınında
avlanır. Büyük ve kalın kafası, geniş ve kısa boynuyla kolayca
tanınabilir. Diğer denizkaplumbağaları gibi, bu da kara
kaplumbağalarının tersine başını kabuğunun içine çekemez.
Kabuğu bir zırh gibi olmakla beraber, başı ve yüzgeçleri
korumasızdır. Bazı köpekbalıkları ve katil balinalar açıkta
kalan bu kısımlara saldırabilirler. Fakat sini kaplumbağası
iri ve hızlı olduğundan doğal düşmanı çok azdır.
Yeşil Kaplumbağa Yumurtuyor
Dişi yeşil kaplumbağa, her zaman yuvasını yaptığı kumsala tek başına
çıktı. Bir süre önce yakın sularda bir erkek yeşil kaplumbağa
ile çiftleşmişti. Artık yumurtlama zamanı gelmişti. Bir
yumurtlama mevsiminde üç veya dört kere yumurtlayabilir.
Suda ne kadar hızlı ve ortama uyumluysa, karada da tam tersine
o kadar yavaş, hantal ve savunmasızdır. Dişi kendisini denizden
dışarı zorlukla çekti ve kumsalda gelgit sularının erişemeyeceği
kadar ilerledi. Yüzgeçleriyle vücuduna göre bir yuva kazdı.
Yuvaya yerleşip arka yüzgeçlerini kürek gibi kullanarak
şişe şeklinde bir delik kazdı. Sonra bu deliğe pingpong
topuna benzer, beyaz ve kaplı görünümü veren yaklaşık yüz
adet yumurta bıraktı. Kaplumbağa, yumurtlaması bittikten
sonra yuvayı kumla örtecek ve arkasında traktör izine benzeyen
bir iz bırakarak ağır ağır denize dönecektir. Ne yazık ki
anne kaplumbağa yumurtalarını ne kadar çok tehlikenin beklediğinden
habersiz. Çoğu kez insanlar, yumurtaları meraktan veya yemek
için topluyor. Ayrıca köpek, tilki veya kum yengeci yumurtaları
yemeye çok meraklı. Bu yüzden kaplumbağaların ürediği kumsallar
mutlak koruma altına alınmalıdır.
Yumurtadan Çıkan Yavrular
Kumsala varan güneş ışınları kuma gömülü kaplumbağa yumurtalarını ısıtır.
Yumurtalar yuvanın içinde gelişir ve iki ay sonra çatlamaya
hazır hale gelirler. Yavrular burunlarının ucundaki sivri
kısım ile yumurta kabuklarını delmeye başlarlar. Bu özel
sivri kısım yumurtadan çıkınca kaybolur. Yavrular kabukları
çatlatarak kırarlar. Hepsinin yumurtadan hemen hemen aynı
zamanda çıkmaları gereklidir. Çünkü yuvadan kaçış işlemini
elbirliğiyle yapmak zorundadırlar. Yavru kaplumbağalar başlarının
üzerindeki kumu kazmaya başlarlar. Kum, boş kabuklarının
üstüne düşerek çukurun içinde yükselmelerine olanak sağlayan
basamaklar oluşturur. Birkaç gün içinde yuvanın tavanına
varırlar. Derken bir gece veya bir sabah erken saatlerde
kumsalda koyu renkli küçük kafalar ve yüzgeçler belirir.
Beş santimetrelik yavrular sürünerek denize doğru yol alırlar.
Denize Doğru Yarış
Kaplumbağa yavruları deniz yönünü denizin pırıltısından hissederler.
Suyun üzerindeki parlaklık onları çeker. Yuvadan çıkıp sel
gibi akarak denize doğru yarışlarına başlarlar. Hayat dolu
ama savunmasız yavrular, kumsal boyunca beceriksizce çabalayıp
dururlar. Bunların da anneleri gibi denize varabilmeleri
için etrafın tamamen karanlık olması gereklidir. Işık yanan
bir ev, araba, sokak lambası varsa yavrular ışığa doğru
ilerler ve sonunda hepsi ölürler. Yavruların gece çıkmalarının
asıl sebebi ise kızgın güneşten korunmak içindir. Gündüz
çıkacak olsalar güneşin kavurucu sıcaklığı onları derhal
kurutup öldürecektir.
Yumurtadan çıkan yavruların kabukları
yumaşaktır ve kendilerini koruma nitelikleri çok az olduğundan
pek çok doğal düşmana yem olur: Yengeç orduları onları yakalar
veya deniz kuşları toplanıp, küçük kaplumbağaları keskin
gagalarıyla yakalayıp kendilerine ziyafet çekerler. Yavrulardan
çok azı denize varabilir ve bunların çoğu balıklara yem
olur. Yavrulardan ancak bir, iki tanesi hayatta kalır. Yaşamlarının
ilk yılını nerede geçirdikleri doğanın çok sayıdaki sırlarından
biridir. Örneğin yeşil kaplumbağalar bir yaşına gelip kıyılardaki
sığ sularda beslenmeye başlayana kadar hiç ortalıkta görünmezler.
Bir yaşındaki yavrular bir yemek tabağı büyüklüğündedirler.
Denizkaplumbağaları Nerelerde
Yumurtlar?
Denizkaplumbağaları dünya çevresindeki geniş, ılıman kuşak içinde yaşarlar.
Akdeniz’de olduğu gibi Pasifik ve Atlantik okyanuslarında
yaşayan kaplumbağa topluluklarının sayıları da her geçen
gün azalmaktadır. Denizkaplumbağalarının başka bir özelliği
büyüdükleri zaman yumurta bırakmak için doğdukları kumsallara
geri dönmeleridir. Bu kaplumbağaların yumartlamak için binlerce
kilometre yüzdükten sonra doğdukları yeri nasıl buldukları
bilim adamlarınca halen tam anlaşılamamıştır. Akdeniz’deki
denizkaplumbağalarının bir kısmının da sadece Akdeniz’de
yaşadığı ve kışladığı sanılmaktadır. Kaplumbağaların bu
göç hareketleri “markalama”, yani üzerlerine konan özel
işaretler ile ancak izlenebilmektedir.
Kaplumbağalar mı? Kaplumbağa
Ürünleri mi?
Denizkaplumbağaları dünyamızdan hızla yok olmakta. Oysa yok olan bir
hayvan türü bir daha hiçbir zaman geri gelmeyecektir. Yok
olma sebeplerinden biri de insanların kaplumbağaları çeşitli
amaçlarla avlamasından ileri gelmekte. Bazı kaplumbağaların
kabuğundan “bağ” denen taraklar, gözlük çerçeveleri, düğme
vb. yapılmakta. Çok pahalı olan bu maddeleri artık insanların
satması da alması da doğru değildir. Bazı kaplumbağaların
derisinden çanta ve pabuç yapılmakta. Bazılarından ise çorba...
Kimi yörelerde kaplumbağa kanının bazı hastalıklara iyi
geldiği inancı yaygınsa da bunun doğru olmadığı artık anlaşılmıştır.
Unutmayın, siz veya çevrenizdekiler yukarıda saydıklarımızı
kullanıyorsanız, bu ender hayvanın yok olmasına sebep oluyorsunuz
demektir.
Kaplumbağa Avı
Çok eskiden beri kıyılarda yaşayanlar, ailelerinin beslenmesine katkıda
bulunmak için denizkaplumbağalarını avlamışlardr. Bazen
tek bir balıkçı bir kaplumbağayı besin olarak kullanmak
amacıyla zıpkınlamış; bazen de grup halindeki balıkçılar,
soluk almak için su yüzüne çıkan kaplumbağları ağlarla yakalayıp
yemek üzere köylerine götürmüştür. Yıllar boyunca denizkaplumbağalarının
bol olduğu zamanlarda bu tip avlanmaların kaplumbağa sayısını
çok az etkilediği zannediliyordu. Fakat denizkaplumbağasına
istek giderek arttı. Ya kaplumbağa avlayıp satarak ya da
kaplumbağadan yapılmış ürünler satılarak para kazanılıyordu.
Denizkaplumbağası avlamak kazançlı bir iş haline gelmişti.
Böylece avcılar kaplumbağaları kimi zaman denizde, kimi
zaman da yumurtlamaya çıktıklarında daha yumurtalarını bırakamadan
yüzlercesine yakalamaya başladılar. Kaplumbağalar giderek
azaldılar ve hemen hemen yok oldular. Ülkemizde yasalar
bütün denizkaplumbağalarını koruma altına almış ve kaplumbağa
ürünlerinin ticaretini yasaklamıştır. Yine de bu yasaklara
uymayan kişiler halen aramızda bulunmaktadır.
Trolcüler ve Kaplumbağalar
Dünyanın her yerinde ticari balıkçı tekneleri denizlerden yiyecek sağlar.
Bu teknelerin bazıları kıyı sularında dolaşıp deniz dibini
“Trol” denen büyük ağlarla tarayarak avlanırlar. Deniz dibini
tarayarak yapılan bu tarz balıkçılık, balık, karides, mercan
yuvalarına çok zarar verdiği gibi, ne yazık ki çoğu zaman
Caretta Caretta cinsi kaplumbağalar da tesadüfen bu ağlara
yakalanmaktadır. Örneğin, birçok kaplumbağa, karides trolcülerin
büyük huni şeklinde ağlarına yakalanıp, karideslerle beraber
ağın içinde sürükleniyorlar ve su yüzeyine çıkıp nefes alamadıkları
için de boğulup ölüyor. Böylece az sayıda kalan denizkaplumbağaları
daha da azalıyor. Bu soruna bir çözüm yolu bulunması gerekmekte.
Amerika Birleşik Devletleri’nin güneydoğu kıyılarındaki
karides balıkçıları bu konuda yardımcı olmakta ve sadece
karidesi içine alıp, kaplumbağanın giremeyeceği şekilde
yapılmış yeni ağlar yapmaktadırlar.
Yumurtlayacak Yeri Yok
Bir
denizkaplumbağası Türkiye’nin güney sahillerinin cennet
köşelerinden biri olan Side kıyılarında bir kumsala sürünerek
çıkar, şaşırır. Bir de ne görür? Kumsalın büyük bir kısmını
apartman ve oteller işgal etmiş. Geri kalan dar kumsal şeridinde
ise insan kalabalığı vardır. Kaplumbağa tekrar denize açılıp
gece geri döner. Bu sefer pencerelerdeki yüzlerce ışık ortalığı
aydınlattığından kumsal pırıl pırıldır. Kumsalın bazı yerleri
ise beton rıhtımlarla çevrelenmiş ve yükselmiş. Kaplumbağaya
artık yumurtlayacak yer kalmamıştır. Kıyının başka bir yerinde
başka bir kaplumbağa boş kalmış ufak ber kumsal şeridine
çıkıp yumurtlar. Yavrular yumurtalardan çıkma günü gelince
ışıklara doğru sürünürler. Fakat vardıkları yer deniz değil,
yakındaki bir yolun sokak lambalarının ışığıdır. Ertesi
gün yakıcı güneşin altında hepsi ölecektir. Bir zamanlar
denizkaplumbağalarının güvence içinde yumurtlamalarına uygun
yüzlerce kilometre uzunluğunda kıyılar vardı. Bugün artık
her şey değişti.
Doğal
Hayatı Koruma Derneği'nin "Bütün Yönleriyle Denizkaplumbağaları"
adlı yayınından
alınmıştır.
Muğla İli'ne Dönüş
Yörelerimizden İzler'e Dönüş