Ergin İnan 1943 -  
 

    Ergin İnan'ın ayrıntılardan hareketle oluşturduğu kendine özgü dünya, giderek görsel şölene dönüşür. Sonuçta; cıvıl cıvıl, rengarenk - tıpkı sol elinde birbirine karışan boyalar gibi. Burada, ressamın resim olmaya ahdettiği, dönüşü olmayan bir serüven yaşanır; her şey, usulca tersyüz olmuştur handiyse. Belki zamanla oynanmaz; ama şimdi, her nasılsa dünden öncedir hep.

    İnan için yaşamı resmetmek, görünür dünya ile kurduğu diyaloğun ötesinde bir anlam taşır; mimesis, yaşanmakta olanın süreçselliğidir çünkü. Bu nedenle, sanat yapıtının sondan başa doğru ilerleyen kurgusunu tersine çevirip, hayatın akışıyla özdeş kılan rastlantılar zinciri, söz konusu resimleri yönlendiren temel ilkedir. Sezgi ve dalıncı rehber edinmenin rahatlığı, bu üretim modelinde kendiliğinden içtenliğin teminatına dönüşmüştür.

    Resim, birşey anlatmaz, olsa olsa ne olduğunu sorgular sadece; İnan'a göre "gönül olanı çizmek"le eşanlamlıdır bu. Gör/ül/mek, bak/ıl/mak vb. hep çift yönlü bir süreç olup, edimlerimizin bile öznesi çoğun tartışmaya açıktır.

    İnan, ben neyim - ya da kimim - sorusuna değil, ben, ben miyim'e yanıt arar; bu açmaz, sonuçta var olan her şeyi topyekün kucaklamaya kalkışan bir yeryüzü sevdalısına çevirmiştir onu; başta insan olmak üzere, salyangozdan bokböceğine, tırtılsıdan solucana kadar tüm yaratıklar bundan payına düşeni alır; geride izleyiciye kalan ise bu coşkuyu paylaşmaktır artık.

    Plastik Sanatçılarımızın Özgeçmişleri'ne Dönüş

 
 
  Kültür Bakanlığı İl İl Türkiye Güncel Kültür ve Sanat
Arama E-Posta Ana Menü
 
© T.C. Kültür Bakanlığı - Her hakkı saklıdır