1950 yıllarında
katıldığı Batı sanat ortamında genç yaşında başarıya ulaşmıştır.
Gününün tavrına uygun serbest, lekeci kompozisyonlarla iç
dünyanın bilinmezlerine yönelen resimlerinde giderek kendi
öz gelenekleri, Doğu estetiği yüzeye çıkmaya başlamıştır.
1970'lerde Akyavaş İslam duyarlılığını daha çok benimseyerek
Türk resmi içinde iddialı bir kimlik ve gelenek sorununa
odaklanmıştır. Zamanla Işık ve renkte yoğunlaşan resimleriyle
Akyavaş, sanata tekrar kutsal olanla anlamlandırmaya çalışan
ve İslam anlayışına çağdaş bir ifade getirebilien ender
sanatçılardandır.
Erol Akyavaş,
kırk yılı aşkın sanat yaşamı boyunca, son derece serbest
bir dille resmin bir çok farklı ifade biçimini denemiştir.
Erken yıllarında leke ve kaligrafik imgelere, soyut biçimlere
ilgi duyan sanatçı; daha sonraları figürü ve mimari öğeleri
yoğunlukla kullanmış, ancak düzenlemelerdeki irrasyonel
yanyana gelişlerle sürrealizme yakınlaşmıştır. Leke, işaret,
yazı, figür ve soyut biçimleri bir arada kullanarak kendine
özgü bir kompozisyon anlayışı sergileyen Akyavaş'ın resmi,
son yıllarda giderek imgelerden arınmış, renk ve ışığa yönelmiştir.
Plastik
Sanatçılarımızın Özgeçmişleri'ne Dönüş