Müstakil Ressamlar
ve D Grubu ressamları kuşağındandır, bir başka değişle 1900
ile 1910 arası doğumlulardandır. Bu kuşağın ressamlarının
çoğu gibi; o da, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nden
sonra Paris'te Lhote Atölyesi'nde öğrenimini tamalamıştır.
İlginç olan ve onun farklılığını belirten resim anlayışından,
ne Lhote'dan, ne de Akademi'deki öğretim görevlliği sırasında,
etrafındakileri kendi sanat anlayışı ile etkileyen Leopold,
Levy'den hiç bir iz gözlemlenmemesidir. O, Kübist akımın
kendi resim biçimlerini, o mantığın cenderesinden geçirmeye
yanaşmamıştır. İlginç olan bir diğer gözlem, onun kendi
kuşağı içinde uluslararası ödüller alan ve yabancı müzelere
eseri giren birkaç sanatçımızdan birisi oluşudur.
Zeki Faik İzer,
gençliğinde sanat eleştirmeni olmak istemesine karşın; giderek
sanat üzerine yazı yazmaya pek heves göstermemiştir. Hatta
jürilerde görünmeye de istekli olmamıştır. ancak resim sanatının
sorunlarını ve sınırlarını araştırmış ve bu alanda anlamadığı
ya da kendine doğru görünmeyen Batı biçimlemelerine itibar
etmemiştir. Öyle ki; böyle bir çalışmaya yönelmenin akademizmadan
öte sonuç vermeyeceğini anlamış, kendi çalışmalarını da
bu mantığın ışığında sürdürmüştür. Yaşamı boyunca bu davranış
özelliğini gösteren Zeki Faik İzer, kendi kişiliğini yansıtan
yapıtları ve düşünceleri ile Türk resminde önemli bir yer
almayı başarmıştır.
Plastik
Sanatçılarımızın Özgeçmişleri'ne Dönüş